Psikolojik danışmaya başlarken çoğu kişinin aklında benzer sorular olabilir: “Bana ne söyleyecek?”, “Sorunumu nasıl çözeceğiz?”, “Kaç seansta daha iyi hissederim?” Oysa psikolojik danışma sürecinde yalnızca hangi yöntemlerin kullanıldığı değil, bu yöntemlerin nasıl bir ilişki içinde uygulandığı da oldukça önemlidir. Kendinizi anlaşılmış, saygı görmüş ve sürecin aktif bir parçası olarak hissedebilmeniz, psikolojik danışmanın temel parçalarından biridir.
Araştırmalar da danışan ile psikolojik danışman arasında kurulan ilişkinin süreçteki olumlu sonuçlarla tutarlı biçimde ilişkili olduğunu gösteriyor. Örneğin 295 bağımsız çalışma ve 30.000’den fazla danışanın verilerini bir araya getiren kapsamlı bir meta-analiz, terapötik ilişki kapsamında terapötik uyum ile psikolojik danışma/psikoterapi sonuçları arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor (Flückiger et al., 2018). Yani psikolojik danışmada “ilişki”, çalışmanın yanında bulunan hoş bir ayrıntı değil; sürecin önemli bileşenlerinden biridir.
Terapötik İlişki: “Burada Gerçekten Kendim Olabilir miyim?”
Terapötik ilişki denildiğinde yalnızca psikolojik danışmanınızı sevmeniz ya da onunla iyi anlaşmanızdan söz etmiyoruz. Daha çok, karşınızdaki kişinin sizi anlamaya çalıştığını, söylediklerinizi küçümsemeden dinlediğini ve zorlandığınız konuları paylaşırken kendinizi yeterince güvende hissedebildiğiniz bir ilişkiden bahsediyoruz. Danışanların terapötik ilişkiye ilişkin deneyimlerini inceleyen çalışmalar da saygı görmenin, anlaşılmanın, açıklığın ve danışan ile danışman arasındaki uyumun bu ilişkinin oluşmasında önemli olduğunu gösteriyor (Noyce & Simpson, 2018).
Bazen bir odada daha ilk dakikalardan itibaren kendimizi rahat hissederken bazen biraz zamana ihtiyaç duyarız. Psikolojik danışma ilişkisinde de benzer bir durum olabilir; ilk seansta her şeyi anlatmaya hazır olmamanız, bazı konulara girerken tereddüt etmeniz veya danışmanınızı bir süre tanımak istemeniz oldukça anlaşılırdır. Önemli olan, zaman içinde “Burada yargılanmadan konuşabilirim”, “Söylediklerimin ciddiye alındığını hissediyorum” ve “Benim için önemli olan şeylere burada yer var” diyebileceğiniz bir alanın oluşmasıdır.
Empati de bu ilişkinin önemli parçalarından biridir. Ancak empati yalnızca danışmanın sizi dinlerken başını sallaması ya da “Sizi anlıyorum” demesi değildir; yaşadığınız deneyimi sizin dünyanızdan anlamaya çalışmasıdır. 6.000’den fazla danışanı kapsayan bir meta-analizde de danışmanın empatisi ile danışma sürecinin olumlu sonuçları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (Elliott et al., 2018).
İyi Bir İlişki Yetmez: Birlikte Nereye Gittiğinizi de Bilmeniz Gerekir
Psikolojik danışma sürecinde önemli bir başka kavram ise çalışma uyumudur (working alliance). Bordin’e (1979) göre çalışma uyumu üç temel unsurdan oluşur: danışan ile danışmanın ulaşılmak istenen amaçlar konusunda anlaşabilmesi, bu amaçlara ulaşmak için yapılacak çalışmalar konusunda iş birliği kurabilmesi ve aralarında güvene dayalı bir bağ oluşmasıdır. Başka bir ifadeyle, yalnızca danışmanınız tarafından anlaşılmanız değil, birlikte ne üzerinde ve neden çalıştığınızı bilmeniz de önemlidir.
Örneğin siz psikolojik danışmaya “İnsanlara hayır diyebilmek ve sınır koyabilmek istiyorum” diyerek gelmiş olabilirsiniz. Ancak seanslar boyunca sürekli çocukluk yaşantılarınız konuşuluyor ve bunun bugünkü yaşantınızla bağlantısını anlayamıyorsanız bir süre sonra “Biz aslında ne üzerinde çalışıyoruz?” diye düşünmeniz oldukça doğaldır. Sağlıklı bir çalışma uyumunda psikolojik danışman yalnızca birtakım uygulamalar yapan kişi değildir; neden belirli bir konu üzerinde durulduğunun ve bunun sizin hedefinizle nasıl bağlantılı olduğunun anlaşılır olması gerekir.
Nitekim araştırmalar, danışan ile psikolojik danışmanın hedefler konusunda uzlaşması ve süreç boyunca iş birliği içinde çalışmasının olumlu danışma sonuçlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor (Tryon et al., 2018). Bu nedenle psikolojik danışmada hedefler yalnızca uzmanın belirlediği bir yol haritası olmamalıdır. Sizin “Ben aslında hayatımda neyin değişmesini istiyorum?” sorusuna verdiğiniz cevap, sürecin merkezinde yer almalıdır.
Psikolojik Danışmada Pasif Bir Dinleyici Değilsiniz
Psikolojik danışma bazen dışarıdan bakıldığında bir kişinin konuştuğu, diğerinin dinlediği bir süreç gibi görünebilir. Oysa etkili bir danışma sürecinde danışan yalnızca başından geçenleri anlatan kişi değil, değişim sürecinin aktif bir katılımcısıdır. Hangi konunun sizin için daha önemli olduğunu söylemeniz, yapılan bir çalışmanın size uygun gelmediğini ifade etmeniz veya süreçle ilgili kafanızın karıştığını paylaşmanız bu iş birliğinin doğal bir parçasıdır.
Bu nedenle danışmanınızın önerdiği her şeyi sorgulamadan kabul etmek zorunda değilsiniz. “Bu çalışmanın bana nasıl yardımcı olacağını tam anlayamadım”, “Bugün bu konuyu konuşmaya hazır değilim” ya da “Aslında benim için daha önemli olan başka bir konu var” diyebilmeniz terapötik ilişkiye zarar vermek zorunda değildir. Aksine danışanın sürece katılması, hedeflerin birlikte belirlenmesi ve psikolojik danışmanın danışanın görüşlerini dikkate alması çalışma uyumunun önemli parçalarıdır (Tryon et al., 2018).
Danışmanınızla Her Zaman Aynı Fikirde Olmak Zorunda mısınız?
İyi bir terapötik ilişki, danışan ile psikolojik danışman arasında hiçbir zaman anlaşmazlık yaşanmaması anlamına gelmez. Bazen danışmanınızın söylediği bir şey sizi rahatsız edebilir, anlaşılmadığınızı hissedebilirsiniz veya yapılan bir çalışma size uygun gelmeyebilir. Terapötik ilişkide yaşanan bu tür gerilimler literatürde “ittifak kırılması” ya da “ilişkide kopma” olarak ele alınmaktadır ve önemli olan noktalardan biri bu kırılmaların fark edilip üzerinde konuşulabilmesidir (Eubanks et al., 2018).
Belki bir seanstan çıkarken “Bugün beni tam anlamadı” diye düşündünüz. Belki bir soru size fazla doğrudan geldi ya da danışmanınızın bir yorumuna katılmadınız. Böyle bir durumda bunu söyleyebilmek, örneğin “Geçen seansta söylediğiniz şey bende farklı bir his bıraktı” diyebilmek, ilişkinin bozulduğu anlamına gelmez; tam tersine bu deneyimin birlikte konuşulması ilişkinin daha gerçek ve güvenli hale gelmesinin bir parçası olabilir.
Araştırmalar da terapötik ilişkide ortaya çıkan kopmaların ele alınması ve onarılması ile olumlu sonuçlar arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor (Eubanks et al., 2018). Dolayısıyla psikolojik danışma odasında danışmanınızın duymak istediğini düşündüğünüz cevapları vermeniz gerekmez. Kırıldığınızda, öfkelendiğinizde, kafanız karıştığında veya süreçten memnun olmadığınızda bunların da konuşulabilir olması önemlidir.
“Danışmanımla Uyum Sağlayamadım” Demek de Mümkün
Her psikolojik danışman her danışan için aynı ölçüde uygun olmayabilir. Danışmanınız alanında yetkin olsa bile iletişim tarzı, çalışma biçimi veya yaklaşımı sizin ihtiyaçlarınızla örtüşmeyebilir. Danışan deneyimlerini inceleyen araştırmalar da kişilerin psikolojik danışmanla aralarındaki uyumu değerlendirdiklerini ve kendileri için önemli olan danışman özelliklerinin ihtiyaçlarına göre farklılaşabildiğini gösteriyor (Noyce & Simpson, 2018).
Burada önemli olan, psikolojik danışmanın sizi hiç zorlamaması değildir. Bazı seanslar zorlayıcı olabilir; daha önce kaçındığınız bir duyguyla temas etmek veya alışık olduğunuz bir davranışı sorgulamak doğal olarak rahatsızlık yaratabilir. Ancak “Bu konu benim için zor” ile “Bu ilişkide kendimi sürekli küçümsenmiş, duyulmamış veya sürecin dışında hissediyorum” aynı şey değildir ve ikinci durumda yaşadığınız deneyimin danışma odasında konuşulabilmesi gerekir.
Psikolojik Danışma, Sizin Hakkınızda Sizinle Birlikte Yürütülen Bir Süreçtir
Psikolojik danışmada değişim yalnızca doğru sorunun sorulmasından, doğru tekniğin uygulanmasından veya geçmişinizde önemli bir olayın keşfedilmesinden oluşmaz. Aynı zamanda kendinizi yeterince güvende hissedebildiğiniz, karşınızdaki kişinin sizi anlamaya çalıştığını görebildiğiniz ve üzerinde çalıştığınız hedeflerin size ait olduğunu hissedebildiğiniz bir ilişkinin içinde gerçekleşir. Yıllara yayılan araştırmalar da terapötik ilişkinin, empati ve iş birliğinin psikolojik danışma sürecindeki önemini desteklemektedir (Elliott et al., 2018; Flückiger et al., 2018; Norcross & Lambert, 2018).
Bu nedenle psikolojik danışma sürecinde kendinize zaman zaman şu soruları sormanız değerli olabilir: “Burada önemli gördüğüm şeyleri söyleyebiliyor muyum?”, “Danışmanım tarafından anlaşılmaya çalışıldığımı hissediyor muyum?” ve “Birlikte ne üzerinde çalıştığımız benim için anlaşılır mı?” Çünkü iyi bir psikolojik danışma sürecinde yalnızca sizin hakkınızda konuşulmaz; süreç aynı zamanda sizinle birlikte şekillenir.
Kaynakça
Bordin, E. S. (1979). The generalizability of the psychoanalytic concept of the working alliance. Psychotherapy: Theory, Research & Practice, 16(3), 252–260. https://doi.org/10.1037/h0085885
Elliott, R., Bohart, A. C., Watson, J. C., & Murphy, D. (2018). Therapist empathy and client outcome: An updated meta-analysis. Psychotherapy, 55(4), 399–410. https://doi.org/10.1037/pst0000175
Eubanks, C. F., Muran, J. C., & Safran, J. D. (2018). Alliance rupture repair: A meta-analysis. Psychotherapy, 55(4), 508–519. https://doi.org/10.1037/pst0000185
Flückiger, C., Del Re, A. C., Wampold, B. E., & Horvath, A. O. (2018). The alliance in adult psychotherapy: A meta-analytic synthesis. Psychotherapy, 55(4), 316–340. https://doi.org/10.1037/pst0000172
Norcross, J. C., & Lambert, M. J. (2018). Psychotherapy relationships that work III. Psychotherapy, 55(4), 303–315. https://doi.org/10.1037/pst0000193
Noyce, R., & Simpson, J. (2018). The experience of forming a therapeutic relationship from the client’s perspective: A metasynthesis. Psychotherapy Research, 28(2), 281–296. https://doi.org/10.1080/10503307.2016.1208373
Tryon, G. S., Birch, S. E., & Verkuilen, J. (2018). Meta-analyses of the relation of goal consensus and collaboration to psychotherapy outcome. Psychotherapy, 55(4), 372–383. https://doi.org/10.1037/pst0000170