“Gerçekten önemseseydi neye ihtiyacım olduğunu anlardı.”
“İstemek içimden gelmiyor, kendiliğinden yapmasını istiyorum.”
Yakın ilişkilerde bazen neye ihtiyacımız olduğunu oldukça iyi bildiğimiz hâlde bunu karşımızdaki kişiye söylemekte zorlanabiliriz. İlgi görmek, anlaşılmak, desteklenmek, yakınlık hissetmek ya da zor bir günün ardından yalnızca dinlenmek isteyebiliriz; fakat bunları açıkça dile getirmek yerine karşımızdaki kişinin fark etmesini bekleyebiliriz. İhtiyacımız karşılanmadığında ise yaşadığımız hayal kırıklığı yalnızca o ana ait olmayabilir: “Yine anlaşılmadım”, “Kimse gerçekten yanımda değil” ya da “Benim ihtiyaçlarım zaten önemli değil” gibi çok daha tanıdık bir duygu ortaya çıkabilir.
Peki, bir ihtiyacı söylemek bazılarımız için neden bu kadar zor olabilir?
Hepimizin Duygusal İhtiyaçları Var
Şema terapi yaklaşımında psikolojik gelişimin merkezinde temel duygusal ihtiyaçlar yer alır. Güvenli bağ kurabilmek, sevgi, ilgi ve kabul görmek; özerklik geliştirebilmek, duygu ve ihtiyaçlarımızı özgürce ifade edebilmek, kendiliğindenlik ve oyun için alan bulabilmek ve gerçekçi sınırlarla karşılaşmak bu ihtiyaçlar arasında değerlendirilir (Young, Klosko ve Weishaar, 2003). Dolayısıyla bir ilişkide anlaşılmayı, önemsenmeyi veya duygusal olarak desteklenmeyi istemek başlı başına bir “fazla beklenti” değildir.
Ancak önemli olan yalnızca ihtiyaçlarımızın olup olmaması değildir. Çocukluk ve ergenlik boyunca bu ihtiyaçlarımızın nasıl karşılandığı, ihtiyaçlarımızı ifade ettiğimizde çevremizden nasıl karşılık aldığımız ve ilişkiler içerisinde öğrendiğimiz örüntüler de önem taşır. Şema terapiye göre temel duygusal ihtiyaçların kronik olarak yeterince karşılanmaması, kişinin kendisi, diğer insanlar ve ilişkiler hakkında kalıcı örüntüler geliştirmesine katkıda bulunabilir (Brockman ve arkadaşları, 2023).
“Nasıl Olsa Karşılanmayacak”: Duygusal Yoksunluk Şeması
Şema terapide duygusal yoksunluk şeması, kişinin duygusal ihtiyaçlarının diğer insanlar tarafından yeterince karşılanmayacağı yönündeki beklentisini ifade eder. Bu beklenti; yeterince ilgi ve şefkat görmeyeceğini, anlaşılmayacağını veya ihtiyaç duyduğunda yeterli desteği bulamayacağını düşünmek şeklinde ortaya çıkabilir (Young, Klosko ve Weishaar, 2003). Buradaki kritik nokta, kişinin yalnızca geçmişte bazı ihtiyaçlarının karşılanmamış olması değil, zaman içerisinde “İnsanlar benim ihtiyacım olan şeyi zaten vermeyecek” şeklinde bir beklenti geliştirebilmesidir. Bu nedenle duygusal yoksunluk her zaman “Çok fazla ilgi istiyorum” şeklinde görünmez. Bazen tam tersine kişi çok az şey ister, ihtiyaçlarını geri plana atar ve yardım talep etmekten kaçınır. Hatta dışarıdan oldukça bağımsız ve kimseye ihtiyaç duymuyormuş gibi görünürken iç dünyasında anlaşılmamaktan, yeterince önemsenmemekten veya ilişkilerinde yalnız kalmaktan yakınabilir.
İhtiyacımız Varken Neden Söylemiyoruz?
Çünkü bir ihtiyacı dile getirmek yalnızca bir istekte bulunmak anlamına gelmez; aynı zamanda kendimizle ilgili kırılgan bir tarafı başka birine göstermeyi de gerektirir. “Bugün biraz yanında olmana ihtiyacım var”, “Beni dinlemeni istiyorum” ya da “Bunu yaptığında kendimi değerli hissediyorum” diyebilmek, karşımızdaki kişiye bizim için neyin önemli olduğunu gösterir. Eğer geçmiş deneyimlerimiz ihtiyaçlarımızın önemsenmeyeceğini öğrettiyse, bu açıklık oldukça riskli hissedilebilir.
Bu durumda kişi ihtiyacını açıkça söylemek yerine dolaylı yollar geliştirebilir. Karşısındaki kişinin kendiliğinden fark etmesini bekleyebilir, ihtiyaç duyduğu hâlde geri çekilebilir ya da “Ben zaten hallederim” diyebilir. Sorun şu ki ihtiyaç söylenmediğinde, karşı tarafın onu doğru biçimde tahmin etmesi de zorlaşır; ihtiyaç karşılanmadığında ise kişinin “Zaten kimse beni anlamıyor” şeklindeki eski beklentisi yeniden doğrulanmış gibi hissedilebilir.
Söylemeden Anlaşılmayı Beklemek
Özellikle yakın ilişkilerde “Beni gerçekten tanıyorsa söylememe gerek kalmadan anlamalı” düşüncesi oldukça güçlü olabilir. Üstelik burada istenen şey çoğu zaman yalnızca ihtiyacın karşılanması değildir, karşı tarafın o ihtiyacı kendiliğinden fark etmesi de sevildiğimizin veya önemsendiğimizin bir göstergesi hâline gelebilir. Böylece “Ben söyledikten sonra yapmasının ne anlamı var?” düşüncesi ortaya çıkabilir. Oysa yakınlık, diğer kişinin zihnimizi eksiksiz biçimde okuyabilmesi anlamına gelmez. İnsanların ihtiyaçları kişiden kişiye ve hatta aynı kişinin farklı zamanlarında değişebilir. Bu nedenle sağlıklı bir ilişkide önemli becerilerden biri, karşı tarafın her şeyi kendiliğinden bilmesini beklemekten ziyade ihtiyaçlarımızı fark edebilmek ve bunları ilişki içerisinde ifade edebilmektir.
Geçmiş İlişkiler Bugünkü İlişkilerimize Taşınabilir
Erken dönem uyumsuz şemalar yalnızca geçmişle ilgili düşünceler değildir, bugünkü ilişkilerimizi nasıl algıladığımızla da ilişkilidir. Kover ve arkadaşlarının (2024) 47 çiftle yürüttüğü çalışmada duygusal yoksunluk şemasının hem kadınların hem erkeklerin ilişki doyumuyla olumsuz yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Fernando ve arkadaşlarının (2024) araştırmasında ise çocukluk dönemindeki duygusal kötü muamele ile yetişkinlikteki romantik ilişki doyumu arasındaki ilişkide incelenen erken dönem uyumsuz şemalar arasında duygusal yoksunluk anlamlı bir aracı olarak öne çıkmıştır.
Çoğu Zaman Sorun İhtiyacımızı Söyleyememekten Önce Onu Fark Edememektir
Bir ihtiyacı ifade edebilmek için önce ne hissettiğimizi ve neye ihtiyaç duyduğumuzu ayırt edebilmemiz gerekir. Ancak bazı insanlar için “Şu an ne hissediyorum?” ya da “Şu anda karşımdaki kişiden neye ihtiyacım var?” sorularının cevabı hiç de açık değildir. Kişi yalnızca huzursuz, kırgın ya da öfkeli olduğunu fark edebilir; bu duygunun altında anlaşılma, destek, yakınlık, güvence veya alan ihtiyacı olduğunu fark etmek ise daha zor olabilir.
Pilkington ve arkadaşlarının (2024) 19 çalışmayı ve toplam 5.957 katılımcıyı kapsayan sistematik derleme ve meta-analizinde, duygu düzenleme güçlüklerinin 18 erken dönem uyumsuz şemanın tamamıyla pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Duyguları tanımlama ve ifade etme güçlüklerini içeren aleksitimi de incelenen şemaların büyük bölümüyle ilişkili bulunmuştur. Bu sonuçlar, şemalar ile duygusal deneyimi tanıma ve düzenleme süreçlerinin birbirinden tamamen bağımsız olmadığını göstermektedir.
İhtiyaçlarımızı Fark Etmeye Nereden Başlayabiliriz?
Bazen “Neye ihtiyacım var?” sorusu doğrudan sorulduğunda cevap bulmak zor olabilir. Bunun yerine, özellikle yoğun bir duygunun ortaya çıktığı anlarda “Şu anda ne oldu?”, “Bu olay bana ne hissettirdi?”, “Karşımdaki kişinin ne yapmasını isterdim?” ve “O bunu yapsaydı benim için ne anlam ifade ederdi?” gibi sorular daha açıklayıcı olabilir. Örneğin partneriniz zor bir gün geçirdiğinizi sormadığında hissettiğiniz kırgınlığın altında yalnızca konuşma isteği değil, “Benimle ilgilenildiğini hissetmeye ihtiyacım var” düşüncesi bulunabilir.
Burada amaç her duyguyu mutlaka geçmişteki bir deneyime veya bir şemaya bağlamak değildir. Bazen gerçekten ihmal edilmiş, dikkate alınmamış veya ilişkinizde ihtiyacınız olan desteği alamamış olabilirsiniz. Şemaları anlamak, yaşadığımız her sorunun kaynağını kendimizde aramak değil; bugünkü durum ile geçmişten taşıdığımız beklentilerin birbirini nasıl etkileyebildiğini ayırt edebilmek için bir çerçeve sunar.
İhtiyaç Duymak Zayıflık Değildir
Duygusal ihtiyaçlarımızı fark etmek ve onları ifade edebilmek, ilişkiler içerisinde geliştirdiğimiz önemli becerilerden biridir. Bazen yıllardır “Kimseye ihtiyacım yok” diyerek güçlü kalmaya çalışırken aslında en temel ihtiyaçlarımızdan bazılarını kendimizden bile saklıyor olabiliriz. Bazen de karşımızdaki kişinin bizi gerçekten sevip sevmediğini, söylemediğimiz ihtiyaçlarımızı fark edip etmemesi üzerinden sınayabiliriz.
Belki de değişim, “Neden beni anlamıyor?” sorusundan önce başka bir soruyu sorabilmekle başlar: “Ben şu anda neye ihtiyaç duyuyorum ve bunu karşımdaki kişinin anlayabileceği şekilde ifade edebiliyor muyum?” Çünkü anlaşılmayı istemek kadar, kendimizi anlaşılabilir hâle getirmek de yakınlığın bir parçasıdır.
Kaynakça
Brockman, R. N., Simpson, S., Hayes, C., van der Wijngaart, R., & Smout, M. (2023). From core emotional needs to schemas, coping styles, and schema modes. In R. N. Brockman, S. Simpson, C. Hayes, R. van der Wijngaart, & M. Smout (Eds.), Cambridge guide to schema therapy. Cambridge University Press.
Fernando, S. K., Quinlan, E., & Paparo, J. (2024). Childhood emotional maltreatment and romantic relationship satisfaction: The mediating role of early maladaptive schemas. Clinical Psychologist, 28(3), 317–330.
https://doi.org/10.1080/13284207.2024.2415953
Kover, L., Szollosi, G. J., Frecska, E., Bugan, A., Berecz, R., & Egerhazi, A. (2024). The association between early maladaptive schemas and romantic relationship satisfaction. Frontiers in Psychology, 15, 1460723.
https://doi.org/10.3389/fpsyg.2024.1460723
Pilkington, P. D., Karantzas, G. C., Faustino, B., & Pizarro-Campagna, E. (2024). Early maladaptive schemas, emotion regulation difficulties and alexithymia: A systematic review and meta-analysis. Clinical Psychology & Psychotherapy, 31(1), e2914.
https://doi.org/10.1002/cpp.2914
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.