Depresyonu en iyi işleyen filmlerin başında son yıllarda adından oldukça söz ettiren ve aynı zamanda büyük kısmı da ülkemizde çekilen Aftersun filmi yer alıyor.
Aftersun , baştan sona bağırıp çağıran fırtınalı bir dram değil; aksine, depresyonu oldukça örtük ve sessiz bir şekilde işleyen bir film. Adeta izleyiciye nelerin yolunda gitmediğini fark etmek için bir bulmaca sunan bir film.
Dışarıdan bakıldığında film, 11 yaşındaki Sophie ile 30 yaşındaki babası Calum’un Türkiye’deki sıradan bir yaz tatili gibi görünür. Ancak filmin alt metni, görünürde hiçbir “büyük felaket” yokken bile insanın içinde nasıl devasa bir karanlık taşıyabileceğini anlatır.
Görünmeyen Yük: “İyiyim” Demenin Yorgunluğu
Film boyunca Calum’u harika bir baba olarak izleriz: Şakacı, şefkatli, kızına karşı ilgili… Fakat Calum, depresyonun o en sinsi halini yaşar: İşlevsel depresyon. Etrafındakilere yük olmamak için gülümser, ama yalnız kaldığı anlarda o maske düşer. Balkonda yalnız başına sigara içerken ya da sırtı kameraya dönükken hissettiğimiz şey tam olarak şudur: Bir insanın hayatı devam ettirmek için harcadığı o görünmez, devasa çaba.
Çevren Doluyken Gelen O Ağır Yalnızlık
Depresyon çoğu zaman odada tek başına ağlamak zannedilir. Film bize bunun tam tersini gösterir: Güneşli bir tatil köyünde, havuz kenarında, neşeli müzikler çalarken de bir insan dünyanın derin bir yalnızlık hissiyle boğuşabilir. Calum’un kızına duyduğu sonsuz sevgi bile, içindeki boşluğu doldurmaya yetmez. Film, “sevilmenin” ya da “güzel bir yerde olmanın” depresyonu kendiliğinden iyileştirmediğini en yalın haliyle yüzümüze çarpar.
Geç Anlaşılan İşaretler ve Hatıraların Sızısı
Film aslında Sophie’nin büyüyüp babasının yaşına geldiğinde o tatil kasetlerini izleyerek tuttuğu bir yas tutma sürecidir. Çocukken “babam biraz yorgun” ya da “biraz garip davranıyor” diye düşündüğü şeylerin, aslında babasının son çırpınışları olduğunu yetişkin aklıyla fark eder. Depresyondaki yakınlarımızın sessiz çığlıklarını genelde iş işten geçtikten sonra, geriye dönüp baktığımızda anlarız. Filmin alt metnindeki en büyük sızı da bu gecikmiş farkındalıktır.
Aftersun , depresyonu kaba ve ajite edici görsel sahnelerle değil; akşamüstü çöken sessiz ve kaçınılmaz yalnızlık duygusu ile anlatır. En büyük acıların bazen en tatlı tatil fotoğraflarının arkasında saklanabileceğini hatırlattığı için bu kadar içimize işler.