...

“Sen Bırak, Ben Yaparım”: Anne Bekçiliği Ebeveynlik İlişkisini Nasıl Etkiliyor?

BU YAZIMIZI PAYLAŞIN :

“Sen onu öyle giydirme, üşür.”, “Ben evde yokken ne yemek yedireceksin?”, “Çantasını hazırladın mı? Yedek kıyafet koydun mu?”, “Sen bırak, ben hallederim.”

Bu cümleler pek çok evde oldukça tanıdık gelebilir. Çoğu zaman çocuğun iyiliğini düşünerek, bir şeylerin eksik kalmasından endişelenerek ya da işleri kolaylaştırmak amacıyla söylenirler. Ancak bazen bu küçük müdahaleler zamanla bir ebeveynin bütün sorumluluğu üstlendiği, diğerinin ise giderek daha az söz sahibi olduğu bir ilişki biçimine dönüşebilir.

Psikoloji literatüründe bu durumla ilişkili önemli bir kavram bulunuyor: Anne bekçiliği (maternal gatekeeping). Peki anne bekçiliği tam olarak nedir, anneler neden her şeyi kontrol etmek zorunda hissedebilir ve bu durum babaları nasıl etkileyebilir?

Anne Bekçiliği Nedir?

Anne bekçiliği, annenin babanın çocuk bakımı ve ebeveynlik süreçlerine katılımını etkileyen davranışlarını ifade eder. Bu davranışlar bazen babanın katılımını desteklerken bazen de farkında olmadan sınırlandırabilir. Dolayısıyla anne bekçiliği yalnızca babayı engellemek anlamına gelmez; babayı teşvik etme, kontrol etme ve katılımını kısıtlama gibi farklı davranışları da kapsar (Puhlman & Pasley, 2017).

Örneğin bir anne, çocuğun babasıyla geçirdiği zamanı destekleyerek ve onun ebeveynlik kararlarına güvenerek babanın katılımını kolaylaştırabilir. Diğer taraftan babanın çocuğa yemek yedirmesini sürekli eleştirmek, onun seçtiği kıyafetleri değiştirmek veya çocukla yalnız kalmasına fırsat vermemek babanın ebeveynlik alanını daraltabilir. Üstelik bu davranışların çoğu zaman arkasında babayı dışlama isteğinden çok kaygı, alışkanlıklar veya anneliğe ilişkin güçlü sorumluluk duyguları bulunabilir.

Anneler Neden Her Şeyi Kontrol Etmek Zorunda Hissedebilir?

Bir düşünün: Çocuk hastalandığında doktor randevusunu kim alıyor? Okuldan gelen mesajları kim takip ediyor, çocuğun hangi kıyafetinin küçüldüğünü kim fark ediyor, evde ne kadar ateş düşürücü kaldığını kim biliyor? Pek çok ailede bu soruların yanıtı hâlâ anne olabiliyor.

Üstelik annelerden yalnızca bu sorumlulukları üstlenmeleri değil, bunları eksiksiz yerine getirmeleri de beklenebiliyor. Çocuğun kıyafeti ince olduğunda, okula götürmesi gereken bir şeyi unuttuğunda veya misafirlikte yeterince yemek yemediğinde çevreden gelen ilk soru çoğu zaman anneye yöneltilebiliyor. Böylece anne, çocuğuyla ilgili her ayrıntıyı bilmesi ve kontrol etmesi gerektiğine inanabiliyor.

Allen ve Hawkins (1999), anne bekçiliğinin katı bakım standartları, annelik kimliği ve aile içindeki geleneksel rol anlayışlarıyla ilişkili olabileceğine dikkat çekmiştir. Türkiye’de Arslan ve Demircioğlu (2026) tarafından yürütülen araştırmada da anne bekçiliğinin özellikle geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri ve önceki kuşaklardan aktarılan ebeveynlik örüntüleriyle ilişkili olduğu görülmüştür. Bu bulgular, anne bekçiliğini yalnızca bireysel bir kontrol ihtiyacı olarak değil, anneliğe yüklenen toplumsal beklentilerle birlikte düşünmenin önemini gösteriyor.

Anne Bekçiliği Anneyi Nasıl Etkiliyor? Her Şeyi Yapmak Zorunda Hissetmek

Anne bekçiliğinin en dikkat çekici yanlarından biri, bazen annelerin azaltmak istedikleri sorumlulukları farkında olmadan daha da artırabilmesidir. Örneğin anne bir yandan “Bu evde çocuğun bütün işleri bana kalıyor” diye yakınırken diğer yandan baba çocuğu hazırladığında kıyafetlerini yeniden seçebilir, yemek yedirdiğinde müdahale edebilir ya da yaptığı işleri tekrar kontrol edebilir. Böylece sorumluluğu paylaşmak isteyen anne, aynı zamanda her şeyin kendi belirlediği şekilde yapılmasını beklediği için yükü devretmekte zorlanabilir.

Zamanla anne yalnızca işleri yapan değil, yapılan her şeyi takip eden ve denetleyen kişi hâline gelebilir. Baba çocuğu okula götürse bile çantanın hazırlanması, beslenmenin düşünülmesi, öğretmenin mesajının hatırlatılması ve ertesi gün yapılacakların planlanması yine annenin sorumluluğunda kalabilir. Bu durumda anne fiziksel olarak bazı görevleri paylaşsa bile zihinsel olarak ebeveynliğin bütün yükünü taşımaya devam edebilir.

Allen ve Hawkins’in (1999) çift gelirli ailelerdeki 622 anneyle yürüttüğü araştırmada, anne bekçiliği örüntüsü gösteren annelerin diğer annelere kıyasla haftada yaklaşık beş saat daha fazla aile işi yaptığı ve görev paylaşımının daha eşitsiz olduğu bulunmuştur. Bu bulgu anne bekçiliğinin annelerin üzerindeki iş yüküyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor; ancak ilişkinin tek yönlü olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü babanın başlangıçta yeterince sorumluluk almaması da annenin daha fazla denetleme ihtiyacı hissetmesine katkıda bulunabilir.

Aslında burada oldukça yorucu bir çelişki ortaya çıkabilir: Anne, her şeyi tek başına yapmak istemez ama başkası yaptığında da rahat edemez. Babanın çocuğu parka götürmesi annenin dinlenmesi için bir fırsat olabilirken anne kendisini sürekli “Acaba üstünü giydirdi mi, su içirdi mi, terledi mi?” diye düşünürken bulabilir. Böylece sorumluluğu paylaşmak, her zaman zihinsel olarak dinlenebilmek anlamına gelmeyebilir.

Peki Babalar Nasıl Etkileniyor? “Nasıl Yapsam Yanlış Oluyor” Düşüncesi

Şimdi aynı duruma babanın gözünden bakalım. Baba çocuğunu giydiriyor, anne kıyafetleri değiştiriyor; yemek hazırlıyor, anne yeterince sağlıklı olmadığını söylüyor; çocuk ağladığında sakinleştirmeye çalışıyor, anne hemen devreye giriyor. Bu davranışlar sürekli tekrarlandığında baba, kendi ebeveynlik becerilerine güvenmekte zorlanabilir veya yaptığı şeylerin zaten beğenilmeyeceğini düşünerek daha az sorumluluk almaya başlayabilir.

Örneğin bir baba, çocuğunu uyutmaya çalışırken anneden sürekli “Öyle sallama”, “Işığı kapatma”, “Şimdi ağlayacak, bana ver” gibi müdahaleler duyduğunda kendi yöntemini geliştirecek fırsatı bulamayabilir. Bir süre sonra çocuk ağladığında kendiliğinden harekete geçmek yerine annenin müdahale etmesini bekleyebilir. Böylece başlangıçta çocuğun bakımına katılmaya istekli olan baba, zamanla yalnızca kendisinden istenen görevleri yerine getiren bir konuma geçebilir.

Türkiye’de Akgöz Aktaş ve Aydın’ın (2020) 255 babayla yürüttüğü araştırmada, babaların eşlerinden algıladıkları teşvik davranışlarının baba katılımıyla olumlu; kontrol ve engelleme davranışlarının ise olumsuz yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde Pekel-Uludağlı’nın (2019) 239 Türk babayla gerçekleştirdiği çalışmada, babanın ebeveynlik sürecine katılımının kendisini ebeveyn olarak yeterli hissetmesi ve evlilik doyumuyla olumlu yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Bu çalışmalar, babanın kendisini ebeveynliğin aktif bir parçası olarak hissetmesinin yalnızca çocukla ilişkisi açısından değil, kendi ebeveynlik deneyimi açısından da önemli olduğunu düşündürüyor.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Babanın geri çekilmesinin sorumluluğunu yalnızca anneye yüklemek doğru olmaz. Çünkü bazı babalar da çocuk bakımını baştan itibaren annenin görevi olarak görebilir, sorumluluk üstlenmekten kaçınabilir veya “Sen daha iyi biliyorsun” diyerek bütün kararları anneye bırakabilir. Dolayısıyla sağlıklı bir ebeveynlik ilişkisinde annenin alan açması kadar babanın da o alanın sorumluluğunu üstlenmesi gerekir.

“Baban Çocuğa Bakıyor” mu, “Baba Çocuğuyla İlgileniyor” mu?

Günlük dilimizde bile ebeveynlik rollerine ilişkin bazı ipuçları bulunuyor. Örneğin bir baba çocuğuyla bütün gün vakit geçirdiğinde “Babası bugün çocuğa baktı, annesine yardımcı oldu” diyebiliyoruz. Oysa aynı şeyi yapan bir anne için genellikle “Babasına yardımcı oldu” demiyoruz; çünkü çocukla ilgilenmeyi zaten annenin sorumluluğu olarak görüyoruz.

Bu yaklaşım, babayı ebeveynliğin eşit sorumlusu olmaktan çok annenin yardımcısı konumuna yerleştirebilir. Baba çocuğu doktora götürdüğünde, altını değiştirdiğinde ya da okul toplantısına katıldığında olağan bir ebeveynlik sorumluluğunu yerine getiriyor olmasına rağmen ayrıca takdir edilmesi gereken bir iş yapmış gibi değerlendirilebilir. Böylece çocuğun bakımının asıl sorumluluğunun annede olduğu düşüncesi farkında olmadan güçlenebilir.

Anne bekçiliğini anlamak için yalnızca annelerin davranışlarına değil, bu davranışların ortaya çıktığı aile ve kültür ortamına da bakmak gerekiyor. Cannon ve arkadaşları (2008), anne bekçiliği ile babanın ebeveynlik davranışları arasında karşılıklı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle “Anne izin vermediği için baba ilgilenmiyor” ya da “Baba ilgilenmediği için anne her şeyi kontrol ediyor” şeklindeki tek yönlü açıklamalar, aile içindeki karmaşık etkileşimi anlamakta yetersiz kalabilir.

Anne Bekçiliği Birlikte Ebeveynlik İlişkisini Nasıl Etkiliyor?

Birlikte ebeveynlik, anne ve babanın çocuk yetiştirme sürecindeki sorumlulukları nasıl paylaştığını, birbirlerinin ebeveynlik rollerini ne ölçüde desteklediğini ve çocukla ilgili kararları nasıl birlikte aldığını ifade eder. Bu ilişki yalnızca görevlerin paylaşılmasından ibaret değildir; aynı zamanda ebeveynlerin birbirlerinin çocukla kurduğu ilişkiye gösterdiği saygıyı da içerir. Anne bekçiliği ise özellikle bu karşılıklı desteğin nasıl kurulduğunu anlamak açısından önemli bir kavramdır.

Örneğin baba çocuğuyla oyun oynarken annenin sürekli “Öyle oynama, oyuncaklarını dağıtma, çok hareketlendirme” diyerek müdahale ettiğini düşünelim. Baba bir süre sonra oyun başlatmaktan kaçınabilir, anne ise “Çocukla hiç ilgilenmiyor” diye düşünmeye başlayabilir. Böyle bir durumda her iki ebeveyn de diğerinin davranışından rahatsız olabilirken kendi davranışının bu döngüdeki rolünü fark etmekte zorlanabilir.

Schoppe-Sullivan ve arkadaşlarının (2008) 97 bebekli aileyle gerçekleştirdiği araştırmada, annenin babayı teşvik etmesinin ebeveynlerin bildirdiği göreli baba katılımıyla olumlu yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Altenburger ve arkadaşlarının (2018) boylamsal araştırması da anne bekçiliği davranışları ile babaların gözlenen ebeveynlik niteliği arasında zaman içerisinde ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, ebeveynlerin birbirlerinin çocukla kurduğu ilişkiyi desteklemesinin birlikte ebeveynlik açısından önemini ortaya koyuyor.

Çocuğun Bakımını Farklı Yapmak, Yanlış Yapmak Anlamına Gelir mi?

Anne bekçiliğinin fark edilmesi gereken noktalarından biri, bazen ebeveynlerin kendi yöntemlerini tek doğru yöntem olarak görebilmeleridir. Örneğin anne çocuğun akşam yemeğini her zaman belirli bir saatte yemesini isterken baba o gün biraz daha geç yemek yemesine izin verebilir. Ya da anne çocuğun kıyafetlerini önceden hazırlarken baba çocuğun kendi kıyafetlerini seçmesine fırsat tanıyabilir.

Elbette çocuğun güvenliğini, sağlığını veya temel ihtiyaçlarını ilgilendiren durumlarda ebeveynlerin ortak kararlar alması ve gerektiğinde müdahale etmesi önemlidir. Ancak her farklılık bir hata değildir ve ebeveynlerin çocuklarıyla birebir aynı biçimde ilişki kurmaları da gerekmez. Bazen diğer ebeveynin kendi yöntemini geliştirmesine izin vermek, onun çocukla ilişkisinin güçlenmesi için önemli bir fırsat olabilir.

Üstelik ebeveynlik becerileri yalnızca izleyerek değil, deneyimleyerek gelişir. Çocuğun neden ağladığını anlamak, onu hangi oyunun eğlendirdiğini keşfetmek veya nasıl sakinleştiğini öğrenmek zaman ve deneyim gerektirir. Baba bu deneyimleri yaşayabildiğinde çocuğuyla kendine özgü bir ilişki kurma fırsatı da bulabilir.

Anne Bekçiliğini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

Belki de ilk adım, ebeveynlikte kontrol ile sorumluluğu birbirinden ayırabilmektir. Bir anne, eşinin çocuğa nasıl baktığıyla ilgilenebilir; ancak her ayrıntıyı kendisinin belirlemesi gerekmeyebilir. Baba da kendisine görev verilmesini beklemek yerine çocuğun ihtiyaçlarını fark eden, planlayan ve sorumluluk alan bir ebeveyn olmayı seçebilir.

Örneğin çocuğun okul çantasını hazırlamak babanın sorumluluğundaysa annenin her akşam “Defterini koydun mu, suluğunu doldurdun mu?” diye hatırlatması yerine babanın bu süreci baştan sona takip etmesi daha işlevsel olabilir. Benzer şekilde baba çocuğu parka götürdüğünde annenin her ayrıntıyı kontrol etmek yerine yalnızca gerçekten önemli güvenlik konularında ortak bir anlayış geliştirmesi yeterli olabilir. Böylece sorumluluk yalnızca görünürde değil, zihinsel olarak da paylaşılmaya başlayabilir.

Bu süreçte her iki ebeveyn de kendisine bazı sorular sorabilir. Anne, “Eşimin yaptığı şey gerçekten yanlış mı, yoksa benim yaptığımdan farklı mı?” diye düşünebilirken baba, “Ben çocuğumun sorumluluğunu almak için ne kadar inisiyatif kullanıyorum?” sorusuna odaklanabilir. Bu soruların amacı kimin daha iyi ebeveyn olduğunu belirlemek değil, her iki ebeveynin de kendisini ilişkinin değerli ve sorumlu bir parçası olarak hissedebilmesini sağlamaktır.

Sonuç: Ebeveynlik Birinin Yönettiği, Diğerinin Yardım Ettiği Bir İş Olmak Zorunda Değil

Anne bekçiliği çoğu zaman fark edilmeden, iyi niyetlerle ve alışılmış aile rolleri içerisinde gelişebilir. Anne çocuğunun her ihtiyacını karşılamaya çalışırken giderek daha fazla yorulabilir; baba ise sürekli yönlendirildiğinde veya eleştirildiğinde kendisini geri planda hissedebilir. Sonuçta iki ebeveyn de aslında istemedikleri bir döngünün içinde sıkışıp kalabilir.

Bu döngüden çıkmak, annenin bütün kontrolü bırakması ya da babanın her şeyi kendi bildiği gibi yapması anlamına gelmez. Daha çok iki ebeveynin de birbirinin yeterliliğini tanıması, çocukla ilgili sorumlulukları gerçekten paylaşması ve farklı ebeveynlik yöntemlerine saygı gösterebilmesiyle ilgilidir. Çünkü sağlıklı birlikte ebeveynlik, kimin daha doğru yaptığını kanıtlamaktan çok çocuğun ihtiyaçlarını birlikte karşılayabilmeyi gerektirir.

Belki de üzerinde düşünülmesi gereken soru şudur: “Çocuğumuzun bakımını gerçekten paylaşıyor muyuz, yoksa birimiz ebeveynliği yönetirken diğerimiz ona yardım mı ediyor?”

Bu sorunun yanıtı, yalnızca babanın ne kadar sorumluluk aldığını değil, annenin ne kadar yük taşıdığını ve ebeveynlerin birbirlerine nasıl alan açtığını anlamak için de önemli bir başlangıç olabilir.

Kaynakça

Akgöz Aktaş, G., & Aydın, A. (2020). Babaların gözünden anne bekçiliği: Bir ölçek uyarlama çalışması. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 16(29 Ekim Özel Sayısı), 3565–3590. https://doi.org/10.26466/opus.724644

Allen, S. M., & Hawkins, A. J. (1999). Maternal gatekeeping: Mothers’ beliefs and behaviors that inhibit greater father involvement in family work. Journal of Marriage and the Family, 61(1), 199–212. https://doi.org/10.2307/353894

Altenburger, L. E., Schoppe-Sullivan, S. J., & Kamp Dush, C. M. (2018). Associations between maternal gatekeeping and fathers’ parenting quality. Journal of Child and Family Studies, 27(8), 2678–2689. https://doi.org/10.1007/s10826-018-1107-3

Arslan, Z. G., & Demircioğlu, H. (2026). Antecedents and roles of maternal gatekeeping: A structural equation model linking father involvement to children’s socioemotional outcomes. Journal of Pediatric Nursing, 89, 558–575. https://doi.org/10.1016/j.pedn.2026.05.009

Cannon, E. A., Schoppe-Sullivan, S. J., Mangelsdorf, S. C., Brown, G. L., & Szewczyk Sokolowski, M. (2008). Parent characteristics as antecedents of maternal gatekeeping and fathering behavior. Family Process, 47(4), 501–519. https://doi.org/10.1111/j.1545-5300.2008.00268.x

Pekel-Uludağlı, N. (2019). Are uninvolved fathers really incompetent and unsatisfied? Testing the mediator role of father involvement from fathers’ perspectives. European Journal of Developmental Psychology, 16(5), 538–551. https://doi.org/10.1080/17405629.2018.1472077

Puhlman, D. J., & Pasley, K. (2017). The Maternal Gatekeeping Scale: Constructing a measure. Family Relations, 66(5), 824–838. https://doi.org/10.1111/fare.12287

Schoppe-Sullivan, S. J., Brown, G. L., Cannon, E. A., Mangelsdorf, S. C., & Sokolowski, M. S. (2008). Maternal gatekeeping, coparenting quality, and fathering behavior in families with infants. Journal of Family Psychology, 22(3), 389–398. https://doi.org/10.1037/0893-3200.22.3.389

Call Now Button